Ali Gül Röpörtaj Sesizi

ali-gul-blog

Ali GÜL Röportaj

Usta seslendirme sanatçımız Ali Gül‘e, sizin için hazırlamış olduğumuz sorularımızı yönelttik. Keyifle okuyup bilgilenebileceğiniz, kısa ve öz olan bu sohbeti sizlere sunuyoruz. Keyifle…

Sesizi : Öncelikle stüdyomuza tekrar hoşgeldiniz Ali abi. Değerli vaktinizi ayırıp, bu röportaj için bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Bu işin duayenlerindensiniz. Seslendirmeyle ilgilenen insanların merak ettiği de pek çok şey oluyor. Ancak bunlara ulaşabileceği kaynak sınırlı. Bu röportaj pek çok insanın, seslendirme işine bakış açısını da değiştirecek. Öncelikle, siz bu işe ne zaman ve nasıl başladınız_?

Ali Gül : Teşekkür ederim iltifatlarınız ve hoşgörünüz için. Bir nebze faydamız dokunursa, bundan onur duyarım. Seslendirmeyi 1980 yılından beri yapıyorum. Bu arada bak yaşımı yüzüme vurdun.

Sesizi : Hayır, çok genç başlamışsınız.

Ali Gül : Nasıl başladığımı sorarsan da, ben zaten tiyatro bölümü mezunuyum. Tiyato bölümünde, ikinci sınıftayken, abilerimiz bu iş için ön ayak oldu. Sonuçta tiyatro öğrencisiydik, ek gelir olsun diye yaptım. İlk olarak tabi ki TRT’de yapmaya başladım.

Sesizi : Seslendirme, günümüzde; ülkemizde çok popüler değil. Aslında çok önemli bir iş, ancak yapılan işin önemi karşısındaki değeri ve popülerliği ters orantılı. Bunu neye bağlıyorsun abi_?

Ali Gül : Çok popülerDİ. 1980 – ’90’lı yıllarda türk seslendirmesi çok iyiydi ki müthiş sanatçılarımız vardı: Kerim Afşar gibi, Yıldırım Önal gibi, Ecder Akışık’lar gibi çok muhteşem sanatçılarımız vardı. Bu insanlar rollerine müthiş yakışırdı. Mesela Ceyar (J.R. – Dallas) ‘ı kimse unutmaz, unutamaz. O zamanlar bir kanal var. Filmlerin hepsisni muhteşem tiyato sanatçıları konuşurdu. Dolayasıyla herkes yetkindi, o konuda ustaydı. O zaman seslendirme popülerdi, şimdi tam tersi bir durum söz konusu.

Sesizi : Tabiri caizse şimdi biraz daha mı ayağa düşüyor seslendirme_?

Ali Gül : Bence düştü bile. Şimdilerde dakikayı doldurabilmek için film yayınlıyorlar. O konuşmuş, bu konuşmuş farketmiyor. Seyirci de tepki göstermeyince, böyle sürüp gidiyor !

”Bu İşin Bir Eğitimi Olduğu Unutuldu”

Sesizi : Normalde seslendirme işi çok önemli, ancak bu işe verilen değer, işin önemiyle ters orantılı…

Ali Gül : Çünkü ekonomik. Çok kanal var. İnsanlar şimdi yetişemiyor. Eskiden Yeşilçam vardı, TRT vardı. Bunların yanında reklamlar vardı ama TRT’den oluru olmayan insanlar konuşamazdı, belli insanlar filmleri konuşurdu. Şimdi talep çoğalınca sanatçıya, haliyle kalite de düştü. İlla bir eğitim alması şart değil. Kendiliğinden, gözlem yaparak yada kursa giderek iyi konuşan insanlar var, sonuçta. İlla okullu olsun demiyorum fakat ”bu işin bir eğitimi olduğu unutuldu.” Düşünsene; ben tiyatroyu daha az yaptım. Hayatım boyunca bu işi yaptım, hayatımı bu işle kazandım ve bu işi iyi, bizden önceki sanatçıların olgulunluğunda yapmaya da özen gösterdim. Bu bir okul tabii, ”öğrendim bitti” olmaz, her gün bir şey öğreniyorsun. Dublaj mesela veya reklam, bir kere iyi konuşmak zorundasın, duyguyu vermek zorundasın. Eğer rol yapamıyorsan o duyguyu veremezsin.

Sesizi : Seslendirme işinde dünyada ne düzeydeyiz Ali Abi_? Nasıl görüyorsun dünya çapındaki durumumuzu_?

Ali Gül : Biz çok iyi bir düzeydeydik. Mesela bir Alman şirketi gelmişti ’90’lı yıllardaydı galiba. Şöyle bir diyalog geçti aramızda:

-”Bir diziyi iki saatte mi yapıyorsunuz !!!

-Evet.

-Ama onlar bir haftada yapıyor.!!!”

Eskiden çok daha iyi sanatçılar vardı. O sanatçılar, şuan sanatçıya ayrılan bütçelerin düşüklüğü sebebiyle çalışmıyorlar. Ancak yine iyi kast ayarlanır, iyi sanatçılarla çalışılırsa yine iyi olunabilir. Hani derler ya : ”Ne kadaa köfte, o kadaa ekmek…”

”Kendini, Güzel Türkçe’yle Yazılmış Bir Metnin Kollarına Rahatça Bırakırsın”

Sesizi : Abi dilimiz; kelime bakımından da işlevsellik bakımından da çok geniş bir dil. Sizin gibi bir ustaya pek çok farklı metin geliyor. Metinler üstünden, dil kullanımındaki yeterliliği nasıl değerlendirirsiniz_?

Ali Gül : İyi metinler de oluyor, kötü metinler de. Kötü metinlerde, zaman zaman biz düzeltmeler yapıyoruz. Önce Türkçe’yi iyi ve konservatif kullanmak çok önemli. Az cümleyle, doğru anlatım ve aktarım yapabilmek.! Daktilo hatalarından bahsetmiyorum, direk Türkçe hataları oluyor. Özellikle birebir çevirilerde ciddi hatalar oluyor. Örneğin: ”Şu karşıdan gelmekte olan, kırmızılar içindeki kadını görüyor musun_?” Bir yerden öğrenilmiş ve motamot çevrilmiş bir cümle. Halbuki ne demek lazım: ”Şu gelen kırmızılı kadını görüyor musun_?” Dolayısıyla, Türkçe’nin kullanımıyla ilgili sorunlarımız var.

Sesizi : Bu alanda eski seslendirmenlerin yetkinlikleri nasıldı_?

Ali Gül : Çok iyilerdi. Aziz Üstel gibi sanatçılar mesela, bunlar aynı zamanda çevirmendi. Kitap çevirileri yapan insanlardı. Şimdiki gibi google filan da yok. Bir kelimenin doğru yazılışı nasıl diye, ansiklopedilerden araştırmalar yaparlardı. Japonca bile olsa, bu kelimenin yazılışı nasıl diye, elçilikleri arayıp sorarlardı. Şimdi o özenin gösterildiğini sanmıyorum. Tabi ki; o özeni şimdi de gösterenler vardır.

Sesizi : Karşınıza iyi bir metin geldiği zaman daha rahat oluyorsunuz değil mi_?

Ali Gül : Tabi ki. İyi metin üç cümlede kendini belli eder. Sen onun kollarına kendini bırakırsın. Ağzına düzgün gelir. Bazı aldığımız işler çok iyi olurken bazıları olmuyor. Ben okurken anlamıyorum ki metni, seyirci anlasın ! Duygusu güzel olan, çevirisi doğru yapılmış veya doğru Türkçe’yle yazılmış bir metinde, rahat ediyorsun. Kötü bir metinde, senin de gardın düşüyor. Dolayısıyla, Türkçe’yi iyi kullanmak çok önemli.

Sesizi : Sizce seslendirme alanında en önemli şey nedir_?

Ali Gül : En önemli şey; Türkçe’yi iyi bilmek ve doğru kullanabilmek. Ancak o da yetmiyor. Doğru anlayıp, doğru cevap vermek lazım. Burada anlatmak istediğim ne_? Burada bana ne sormuş_? Doğru anlamak lazım.

”Siz Bir Kez Gösterin Bana, En Azından Sizi Taklit Ederim”

Sesizi : Reklam seslendirmesinde ünlü seslerden birisiniz. Ajanstan geldiklerinde, müşteriyle beraber oturduğunuzda, her zaman dublaj yönetmeni olmaz; hatta çoğunlukla olmaz ! İstemediğiniz şeyleri yaptırdıkları, sizi yanlış bir yönlendirmenin içine sokmaya çalıştıkları oluyor mu_?

Ali Gül : Oluyor tabi, olmaz olur mu ! Çok kafa karıştıran olur, çok karışan olur.

-”E bide bunu alsak_? Hem duygulu olsun da, hem kurumsal olsun ama hem de biraz taviz vermesin !!!” Bazen diyorsun ki: ”Buyrun gelin bir gösterin bana, en azından sizi taklit ederim.” Tabi müşteri memnuniyeti de çok önemli, ancak bazen dilimize çok aykırı şeyler isteyenler de oluyor.

Eğitim ve Tecrübe

Sesizi : Bu alanda eğitim veren kurumlar var. Bu eğitimleri yeterli buluyor musunuz_?

Ali Gül : Ben şimdiye kadar, oradan gelen yeterli birini görmedim. Abartmıyorum bunu, hiç görmedim !

Sesizi : Eskiyle şimdi arasında ne tür farklar var Ali abi_?

Ali Gül : Mesela seslendirmek için bir filme girerdik. Tulum diyorduk biz ona. Filmin birinci sayfasından girersin, yüzüncü sayfasından çıkarsın. Herkes hep bir aradaydı. Stüdyoya yirmi kişi girerdik.

Sesizi : Eskiden daha iyi olduğunu söylediniz. Günümüz gençleri arasında bu işi yapmak isteyenler ne yapmalılar Ali abi_? Neler yapmalarını önerirsiniz_?

Ali Gül : Tabi ki dili öğrenmek bakımından bir kursa gitmekte fayda var. İyileri dinleyip, biraz papağanlık yapmaları da onlar için iyi olur. Biraz da dönem itibariyle böyle bir problem oluyor. Şimdi herkes stüdyoya tek tek girip konuşuyor. Biz eskiden stüdyoya yirmi kişi girerdik. Ustalarımızla birlikte çalışır, onları dinlerdik. Rüştü Asyalı konuşuyor, Mazlum Kiper konuşuyor. Bu stüdyoların bizatihi kendisi birer okuldu zaten. Tek başlarına yapıyor olmaları onlar için de zor. Bu yüzden onlara da hak vermiyor değilim. Öğrenecek kimse kalmadı.

Sesizi : Orjinal film seslendirme bütçeleri çok düşük. Filmdeki az replikli oyuncuları seslendiren arkadaşların aldıkları ücretler beş – on lira…

Ali Gül : İşte bu yüzden yetkin sanatçılar böyle işlere gitmiyor. Şimdi biz eskiden Çetin Tekindor’la birlikte, nice filmler yaptık. Çetin Tekindor Türkiye’nin önemli sanatçılarından biri. Çetin Tekindor, Kenan Işık üç beş lira için niye gitsin ki…

Sesizi : Dublaj seslendirmesinden gelmeyenlerin, reklam seslendirebilmesi mümkün mü_?

Ali Gül : Tabi ki. Tiyatrocu olmadığı halde bu işe yetenekleri olan insanlar da oluyor. Sayıları belki az, ancak böyle insanlar da var.

Sesizi : Son olarak Ali abi, seslendirme yapmak isteyenlere neler tavsiye edersiniz_?

Ali Gül : Seslendirme ne yazık ki, hele şu sıralar, baya düşüşte. İnsanları kullanıyorlar, buna üzülüyorum. Kulağıma böyle haberler geliyor. Sektör şuan iyi durumda değil.

Sesizi : ”Arkadaşlarım, sesimin çok güzel olduğunu söylüyor. Nasıl seslendirme yapabilirim” diye bir klişe döner bu sektörde, sizin başınıza da geliyor mu böyle şeyler_?

Ali Gül : Gelmez mi_! Bir banka müdüresi bana: ”Çok sıkıldım bu işten, dublaj yapmak istiyorum. Nasıl başlayabilirim_? dedi. Dedim ki: ”Siz bankacılığa devam edin. Siz ne sanıyorsunuz dublajı !!! Herkes çok basit sanıyor. En büyük yanlışlardan biri de; çok basit sanılıyor olması.

Sesizi. Ali abi, değerli vaktini bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederiz. Merak ettiklerimizi sorduk, sen de bizi kırmadan cevapladın. Tekrar çok teşekkür ederiz.

Ali Gül : Ne demek, ben teşekkür ederim. En ufak bir faydamız olabildiyse, ne ala.

Selendirme sanatçıları ve sesizine destek vermek için alt kısımdaki butonlardan beğenip paylaşırsanız mutlu oluruz.