Mazlum Kiper Röportaj

mazlum-kiper-blog

Mazlum Kiper – Röportaj

Mazlum Kiper Ropörtaj

Türkiye’de, seslendirme alanında, yılların eskitemediği, yıllandıkça güzelleşen bir sese sahip olan Mazlum Kiper‘le, dublaja, mikrofon oyunculuğuna dair pek çok şey konuştuk. Seslendirme alanında ülkemizin yetiştirdiği en büyük duayenlerden biri olan Mazlum Kiper’le yaptığımız röportajımızı sizlere sunmaktan, sesizi ailesi olarak gurur duyuyoruz.

Sesizi : Öncelikle değerli vaktinizi ayırıp, bizimle bu röportajı gerçekleştirdiğiniz için çok teşekkür ederiz, Mazlum abi. Stüdyomuza tekrar Hoşgeldiniz

Mazlum Kiper : Hoşbulduk. Ne demek, ben teşekkür ederim. Parajumpers Men

Sesizi : Mazlum abi, bizler geleceğe miras olarak düşündüğümüz bu röportajı, özellikle bu işi yapmak isteyen gençlerin sizin gibi üstatlardan öğrenmesi gereken çok şey olduğunu düşünerek kayıt altına almak istedik. İşin; zorlukları, eğlenceli yanları ve dikkat edilmesi gerekenleri gibi konularda, sizin düşüncelerinizin önemini bilerek, sizle gençler arasında köprü olmaya çalıştık. Öncelikle, bu işe ne zaman ve nasıl başladınız_?

Mazlum Kiper : Şimdi, bu iş bana, babadan kalma bir meslek. Babam: Müfit Kiper. 1934 yılında ”Aysel Bataklı Damın Kızı”, ilk renkli film ”Halıcı Kız’‘ da var. Ben çocukken, babam beni setlere götürürdü. Sacide Hanım vardı, aile dostumuz. Ben ona ”hala” derdim. Sacide halam gelsin otursun derdi, benim için. O zamanlar küçüğüm tabii. Şimdi ki gibi bir teknoloji yok. Adamın kolundan tutarlar, başlaması gerektiği zaman, kolunu sıkarlardı. O da başlardı. Zaman mefhumu şimdiki gibi değil. Bu kadar acele yok, telaş yok ! TRT zamanlarında, stüdyoya altı, yedi kişi girerdik. Şimdi sana, bir saat veriryorlar. Gidip, kaydını alıyorsun. Böyle böyle giderken, bir gün Sacide hala bana dedi ki:

-Mazlum ! Sen niye seslendirme yapmıyorsun_?

-Yapabilir miyim sizce_?

-Tabii. Ne güzel sesin var. Hem ben sana harçlık da veririm.

Dedi. Biz de öyle başladık.

Sesizi : Sene_?

Mazlum Kiper : 1964, Ekim. Yani 50 yıllık adamım ben şuan. Böyle başladık. Derken, daha çok çağırmaya başladılar. Adalet Cimcoz vardı. Türkan Şoray gibi sanatçıları hep o konuşuyordu. Adalet hala derdim, ona da. Meşhur Ferdi Tayfur‘un kız kardeşidir. Şarkıcı Ferdi Tayfur değil, yanlış anlaşılmasın ! Ünlü seslendirme sanatçılarımızdan Ferdi Tayfur. Dönemin ünlü sanatçıları Laurel & Hardy’yi seslendirirdi. Kendileri, tarihe geçmiş sanatçılarımızdandır. Çok önemli isimlerdir. Böyle başlamış olduk. O gün bugündür yapıyoruz.

Sesizi : Dublaj, reklam seslendirme, belges…

Mazlum Kiper : O dönemler de reklam seslendirme filan yok tabii. Dublaj vardı. Ya yerli filmlerde, ufak tefek şeyler, veyahut yabancı filmlerde -Amerikan, İtalyan filmleri gelir- dublaj yapardık. Bir gün Sacide Hala, ”Mazlum, sana bir başrol konuşturalım.” dedi. Ben bir heyecanlandım, bir heyecanlandım. O zamanlar, kaşeler üçer saatlikti. Üç saati geçince, ikinci kaşeye geçerdin. Baya iyi para kazanıyorduk o zaman, şimdiki gibi değil ! Ben o başrolü bir konuştum. Tiyatrodan aldığım bir aylık maaşla, aynı parayı aldım. Havalara uçmuştum. Anneme, babama, kardeşime ne hediyeler almıştım.

Sesizi : Bir süre yurt dışında yaşadığınızı biliyoruz Mazlum abi. Orada da yaptınız mı bu işi_?

Mazlum Kiper : Evet, İsveç’te yaşadım bir süre. Ancak orada, çok az dublaj yapılıyor. Çocuklar için yapılan işlerde, dublaj yapılıyor. Nadiren de filmlerde. Bunun sebebi de; çocukların altyazıyı okumakta zorluk yaşamaları. Oradaki başrol oyuncularından birini de konuşmuştum. Sonra o, Türkiye’de bir film yaptı. TRT’de yayınlanan o filmi de seslendirmiştim.

Sesizi : Ülkemizde, sizin sesinizi çok fazla insan tanır. Bunun sebebi de, belgesel seslendirme alanında bu işin en önde gelen isimlerinden olmanız. Reklam, dublaj, belgesel, anime-çizgi film seslendirme alanlarının içinde bir sıralama yapsanız, hangi seslendirme alanını daha çok seviyorsunuz ve seslendirmedeki zorluklarının neler olduğunu düşünüyorsunuz_?

Mazlum Kiper : Söylediğiniz gibi, en çok belgesel seslendirmeyi seviyorum. Dublajın zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü ağıza konuşmak, oyuncunun kendi dilinde söylediği bir şeyi duygusuyla birlikte, ağız hareketlerini tutturarak konuşmak ciddi bir zamanlama gerektiriyor. Tabii, bazı oyunculara dublaj yapmak çok keyifli. Örneğin Antony Hopkins. Bu oyuncunun filmlerini izlerken, yıllar sonra onu konuşuyor olmak, keyif veriyor insana. James Bond filmlerini konuşmak da çok keyifliydi. Ancak, söylediğim gibi işte, böyle oyuncuları konuşmak daha keyifli oluyor. Belgeselde böyle değil. O dilde seslendimesini yapmış olan sanatçıyı dinliyorsunuz. Nasıl bir ritmi varsa, o ritimle konuşuyorsunuz.

Sesizi : Dublaj da zamanlamayı tutturmak zor diyorsunuz ve belgesel seslendirmeyi daha çok seviyorsunuz. Başka röportajlarımızda, seslendirme anlamında ünlü sanatçılarımıza da aynı soruyu yönelttik. Hakan Akın belgesel seslendirmenin çok zor olduğunu söylemişti. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz diye merak ettik.

Mazlum Kiper : Belgesli çok seviyorum. Çünkü çok fazla şey öğreniyorum. National Geographic’in sesi oldum. Discovery belgesellerini seslendiriyorum. Bana göre; dublaj zor değil, roller zor ! Çünkü, dediğim gibi, belgeselin ne olduğuna baktıktan sonra, Türkçenin bir müzikalitesi var. Bir anlatım şekli var. Onun ne olduğunu biliyorsan, ona göre anlatmaya başlıyorsun. Sıkmadan, doğru şekilde anlatabiliyorsan da sorun kalmıyor. Discovery’de yayınlanan bir belgeselde, yirmi beş bölüm Morgan Freeman’ı konuştum, muhteşemdi. Bunlar keyif veriyor ama zor olan dediğim gibi, Antony Hopkins’i, oynarken konuşmak. Bu, oyunculuk istiyor, ruh istiyor. Nasıl isterse konuşmuş. Sen sadece, onun oyununa bakıp, o ruhu sesinle katmaya çalışıyorsun. Mikrofonun karşısındasın. Üstünde ne bir kıyafet var, ne bir kostüm var. Hiçbir şeyin yok. Bütün olay senin ruhunda. O sese o ruhu katıcaksın ki o otursun. Tabii, burada rejinin de büyük önemi var. Reji duyuyor sesini ve yanlış bir şey olursa, hemen uyarması gerekiyor. Gençler merak edip soruyor. Bakın diyorum, üç bin tane oyuncu var. Fakat, bunların üç yüzü dublaj yapıyor. Neden_? Sadece bu üç yüz kişinin mi sesi güzel ! Hayır. Diğerlerinin içinde, ne güzel sesi olan, nice sesler var ! İşte burada devreye; sabır, istikrar, dayanıklılık ve teknolojiye ayak uydurup bu işi doğru şekilde yapabilmek giriyor. Oyuncunun, oyunculuğuna, duygusuna bakarken, diğer yandan elindeki metni takip ederken, bir de konuştuğunu oyuncunun ağzına oturtacaksın. Bu da bütünsel bir iş anlamına geliyor.

Sesizi : Seslendirme dışında bir işle uğraşıyor musunuz Mazlum abi_?

Mazlum Kiper : E tabi. Tiyatro oyunculuğu, dizi–sinema filmlerinde oynuyorum. Bir ara kurs verdim. Belediyenin, tiyatro okulu vardı. Orada ders verdim. Ben tamamen konsantre olmak isterim, yaptığım işe. Fakat, zor tabi. Oradaki öğrenciler, işten çıkıp geliyorlar. Biz, kurstan çıkıp sahneye gidiyoruz. Baktık ki çok zor, bırakmak zorunda kaldık. Oyunculuğa devam ediyoruz. Hatta yakın zamanda bir dizide rol aldım. Bu günlerde yayınlanacak o da.

Sesizi : Şimdi en eğlenceli sorulardan birisi geliyor Mazlum abi, yıllardır kayıtlara giriyorsunuz. Muhakkak, yaşadığınız ilginç anılar olmuştur. En ilginç olanı neydi sizin için_?

Mazlum Kiper : Şuan kayıtlara tek kişi girip, çıkıyoruz. Eskiden gruplar halinde giriyorduk. Haliyle daha eğlenceli şeyler oluyordu. İşte bir kadın rolü erkeğe verilmiş. Grup halinde stüdyoya giriyoruz. Bütün oyun boyunca o arkadaş rolünü bekliyor. Onun sahnesi gelip, dublaja başlıyor. Herkes başlıyor, gülmeye. Oyuncu kadın, fakat seslendiren erkek. Böyle değişik değişik şeyler olurdu eskiden.

Sesizi : Peki Mazlum abi, seslendirme alanında nelere dikkat edilmesi gerekir_?

Mazlum Kiper : En başta; çok sabırlı olmak lazım. İyi bir gözlemci olmak lazım. Kulağının çok iyi olması lazım. Sanatçı nasıl konuşuyor, bunu çözümlemek için. Bunlar çok önemli. Sabırlı olacaksın. Defalarca, tekrar olur. Her defasında tekrar tekrar, en doğrusunu bulup, yapabilmek için sabırlı olmak gerekiyor. Az önce de bahsettim. Kolumuzu sıkınca kayıt başlardı. Yapamazdık. İkincisinde yine yanlış yapardık. Sacide hala ”Hadi bakalım bir daha” derdi. Altı defa, yedi defa tekrar yapılırdı ve biz de bıkmadan, en iyisini yapabilmek için çaba sarfederdik.

Sesizi : Sektörün gelişmesi için neler yapılmalı_?

Mazlum Kiper : Valla sektör bu anlamda, teknolojiyle birlikte gelişiyor.

Sesizi : Şöyle ki, dublaj aslında çok önemli bir meslek kolu. Ancak, eskiden verilen önem şuan verilmiyor.

Sesizi : Bu sorunu nasıl değerlendiriyorsunuz_?

Mazlum Kiper : Var olan bu sorun, sendikayla birlikte çözülecek bir durum. Sendikanın bu anlamda yürüttüğü çalışmalar neticesinde, haklarımızın korunması gerekiyor. Tabi ki kazanımlar farklı farklı olacak. Küçük bir rolü konuşmakla, büyük bir rolü konuşmanın bütçesi farklı olacak. Ancak, ünlü bir ses isteniyorsa, ona göre bir bütçe belirlenmeli ve seslendirmen, yayınlanan film, dizi veya sinemadan telif hakkını alabilmeli.

Sesizi : En büyük problem, telif haklarıyla ilgili.

Mazlum Kiper : Hiçbir zaman çözülememiş bir şey. Yıllardır, Kemal Sunal‘ın filmleri, Hababam Sınıfı oynuyor ama burada oynayan oyuncular hiçbir şey kazanmıyor. Bu bir hak. Kendileri veya ailelerine verilmesi gerekiyor ama ne yazık ki böyle bir şey söz konusu değil, ülkemizde. Bu filmler, defalarca gösteriliyor ancak hakları verilmiyor.

Sesizi : İsveç’te de yaşadınız ve bu mesleği yaptınız. Orada durum nasıldı_?

Mazlum Kiper : Tabii orada haklar çok daha iyi durumda. Orada sanatçılar takip etmiyor. Eğer, film yayınlanırsa, hemen sizin ücretiniz hesabınıza yatırılıyor.

Sesizi : Bunu da sendika çözebilir heralde. Sendikalaşma ne durumda Mazlum abi_?

Mazlum Kiper : Fena durumda değil. Fakat, Türkiye çorak bir ülke. Çok fazla insan, ben de dublaj yapacağım diye, sektöre giriyor. Haliyle, fiyatlar düşüyor. Bunun sonucunda da üretilen işler daha kötü çıkıyor. Ahmet’i, Mehmet’i çağırıp, beşer kuruş verip, gönderiyorlar.

Sesizi : Dublajı ne köreltti bu kadar_? Yani geçmişte, öneminin karşılığını alırken, şimdi alamamasının sebebi ne_?

Mazlum Kiper : Çok fazla film seslendirildi. Şimdi de, artık diziler, filmler, sesli çekiliyor. Oyuncular genelde kendi sesleriyle konuşuyorlar artık. Sadece yabancı filmler geldiğinde, dublajı yapılıyor. Eskiden böyle değildi. Tanıdığın bütün oyuncuları, başkaları seslendirmiştir. Ben mesela, Tanju Gürsu‘yu yıllarca seslendirdim. Eşref Kolçak‘ı yıllarca seslendirdim. Eşref abinin de hiç egosu olmamıştır. Beni Mazlum konuşacak derdi. Böylece yıllarca Eşref abiyi konuşma fırsatı buldum.

Sesizi : Yani o dönemlerde, iyi paralar kazanmanın yanı sıra, ciddi bir değer de görüyordunuz. Bu, çok önemli bir şeydi.

-Şuan nasıl görüyorsunuz seslendirmeyi_?

Mazlum Kiper : Pek çok şirket açılıyor. E bir şirket, bir işi üç bin liraya yaparken, başka biri iki bin diyor, öbürü kırabilirse bine iniyor.. Hal böyle olunca da; ona göre insanları konuşturmaları gerekiyor. Beni çağırıp konuşturamaz. Öbürü gidip konuşmuyor. Kaliteyle birlikte, bütçelerde düşüyor.

Sesizi : Reklam seslendirmesi hakkında neler düşünüyorsunuz_?

Mazlum Kiper : Reklam seslendirme de bir sıkıntı yok. Gayet normal fiyatlar. Bu fiyatlar da düşmüyor, çünkü yapılan işi müşteriler de izliyor. Eğer bir metni bana seslendirtmek istiyorsa, ona göre bir planlama yapıp geliyor. Bu da fiyatın düşmesini, reklam seslendirme işine verilen değeri ayakta tutuyor.

Sesizi : Eğitim veren kurslar var Mazlum abi. Sayıları da her geçen gün artıyor. Kursların verdiği eğitim konusunda neler düşünüyorsunuz ?

Mazlum Kiper :Şuan baya bir seslendirme yapan insan var. Bir de bu işi eskiden beri yapıyorlar. Şimdi, seslendirmeye yeni başlayıp yetişenler, nerede seslendirme yapacak !

Sesizi : Siz rastladınız mı kurstan mezun olup bu işi yapabilen birilerine_?

Mazlum Kiper : Yok. Rastlamadım. Eğitim seviyeleri çok iyi olsa, muhakkak sanatçının ismiyle birlikte, kurs aldıkları şirketin de ismini duyardık diye düşünüyorum.

Sesizi : Peki Mazlum abi, bu işi yapmak isteyenlere önerileriniz nelerdir_?

Mazlum Kiper : Bu iş, biraz usta çırak ilişkisi. Yani; var olan ustaları dinleyecekler. Onların yanlarına gidecekler, görüşecekler. Benim de var öyle öğrencilerim. Görüşüyoruz, yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu işe girmek isteyenler hevesli olacak zaten. E gidip görecek; şarkı nasıl söylenir, nasıl gülünür, nasıl ağlanır. Teknik olarak, sesi çok güzel olabilir, güzel şarkı da söyleyebilir. Fakat, mikrofonun karşısına geçip, oyuncunun söylediği gibi yapabilmek, o ruhu yakalayabilmek çok önemli. Haliyle, ustaların yanında yetişmeyi, en iyi öğrenme biçimlerinden biri olarak görüyorum.

Sesizi : Sesizi ailesi olarak, bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz Mazlum abi. Anlattıklarınızı okumayı sabırsızlıkla bekleyen, pek çok seslendirmen ve seslendirmen adayı var. Bu işin, özellikle belgesel alanında duayenlerinden biri olarak, sizlerden bir şeyler duymak, onlar için yeni ufuklar açacaktır. Hangi yoldan, nasıl ilerlemeleri gerektiği konusunda onlara bir fikir verecektir. Tekrar teşekkür ediyoruz Mazlum abi. Nice kayıtlarda buluşmak üzere. Hoşçakalın.

Mazlum Kiper : Ben teşekkür ederim. Hoşçakalın.

Fatih Mercimek : Sesizi Audio Production Services